27 Temmuz 2016 Çarşamba

5 Kasım 2014 Çarşamba

Aziz Cumhur Kocalar's invitation is awaiting your response

 
 
Aziz Cumhur Kocalar would like to connect on LinkedIn. How would you like to respond?
Aziz Cumhur Kocalar
Aziz Cumhur Kocalar
Assist.Prof. Dr.
Confirm you know Aziz Cumhur
You received an invitation to connect. LinkedIn will use your email address to make suggestions to our members in features like People You May Know. Unsubscribe
If you need assistance or have questions, please contact LinkedIn Customer Service.
© 2014, LinkedIn Corporation. 2029 Stierlin Ct. Mountain View, CA 94043, USA

2 Kasım 2014 Pazar

I'd like to add you to my professional network on LinkedIn

 
Aziz Cumhur Kocalar would like to stay in touch on LinkedIn.
I'd like to add you to my professional network on LinkedIn.
- Aziz Cumhur
Confirm that you know Aziz Cumhur
Aziz Cumhur Kocalar
Assist.Prof. Dr.
Turkey
You received an invitation to connect. LinkedIn will use your email address to make suggestions to our members in features like People You May Know. Unsubscribe
Learn why we included this.
If you need assistance or have questions, please contact LinkedIn Customer Service.
© 2014, LinkedIn Corporation. 2029 Stierlin Ct. Mountain View, CA 94043, USA

16 Ekim 2013 Çarşamba

Mimarlar Odası Eski Genel Başkanı Oktay Ekinci’yi Kaybettik


1960lı yıllardan sonra, heyecanlı bağıran değil sakin sohbet eder gibi konuşan hatipler, insanlar tarafından daha çok dinlenir olmuştu. Maalesef bu tip konuşmacılar sağ görüşlüler içersinde bulunmakta idiler. 1990lı yıllarda sol tarafta Oktay Ekinci’yi keşfetmiştim. Güzel Türkçesiyle en sert görüşlerini bile kadife yumuşaklığında anlatıyordu. Özellikle Mimarlar Odası Genel Başkanı iken Ankara’daki Genel Kurullarda eleştirilere cevap verme maddesinde, O kürsüye çıktığında salon görülmeye değer olurdu. Dışarıdaki herkes içeri girer, bir anda koltuklar dolar, birçok kişi ayakta durur ve Oktay’ı dinlerdi. Onun bu konuşmaları adeta özel bir seans gibi idi.

İki yıl önce ‘Arif, seninle Kadıköy programı yapmak istiyorum. Gelir misin?’ diyerek TV programına davet etmişti. ‘Gelirim tabii’ demiştim. Ancak zamanlarımız uyuşmamış, sonraya bırakmıştık. Bir süre sonra hastalığını öğrendim. Anlatmıştı. Çok anlamamıştım ama çok ta önemli olmadığını düşünmüştüm.

Oktay Ekinci yazıları ve konuşmalarıyla koruma konusunda insanları bilinçlendiren ilk kişidir. Onun bilinçlendirdiği birçok korumacı vardır artık.

Ama maalesef sol görüş, bana göre tek iyi hatibini kaybetmiştir.

Hepimizin başı sağ olsun.
AA
 
www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=belge&sub=detail&bid=2&mid=2&tip=0&Recid=14665

31 Mart 2013 Pazar

Video Belgeseller - Bahar ve Anadolu - TRT, Youtube

TRT Belgesellerini bulabilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=uUNXmgmZL9s&feature=youtu.be

veya seçmelerimden oluşan "Oynatma Listelerim"e (Beğenilere, Aboneliklerime) erişmek isterseniz:
http://www.youtube.com/channel/UChUiRl-KxqxO8GgaUi6qZuA/videos?view=15&flow=grid

İyi seyirler.

Kaynak: Video, Belgeseller, TRT, Youtube

12 Ocak 2013 Cumartesi

Hatay Dağ Ceylanları ! - YABAN HAYATI KORUMA GELİŞTİRME SAHASI

Hatay Dağ Ceylanlarının Nesli Sürsün: Yaşam Alanları YABAN HAYATI KORUMA GELİŞTİRME SAHASI İlan Olunsun! 

http://youtu.be/0z_pMzv1SEI

9 Aralık 2012 Pazar

Zeytin (ve Komili)

Ülkemizde kendiliğinden yetişme potansiyeli olan zeytin ağacının daha çok girişimcilerinin olmasına ne kadar gereksinim olduğu ortada: http://www.slideshare.net/postalcioglu/hayat-aacyla-yaayanlar

(www.slideshare.net/  : Ayrıca eğitim amaçlı paylaşılabilecek bu ortam harika bir bilgi arşivi sunuyor.)

8 Aralık 2012 Cumartesi

Beyoğlu’nun tarihi yapıları-Cercle d'orient binası

Beyoğlu’nun tarihi yapıları birer birer satılıyor, tahliye ediliyor ve yıkılıyor.

Cercle d'orient binası için,
Tahliyeye Yargıtay onay vermiş durumda...

http://webtv.hurriyet.com.tr/2/42363/0/1/68-yillik-inci-pastanesi-kapaniyor.aspx
İstanbul'un kültürel göz bebeğinden akan yaşlar...

14 Ekim 2012 Pazar

Kent çiftlikleri - Permakültür

Yeni doğal eğilimler kentsel sinir bozukluğuna iyi geliyor:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1091537&CategoryID=146

Düşün-Sorgula-Felsefe:
http://www.narteks.net/felsefe-genel/mutlu-olup-olmadigimizi-ruzgarin-sesinden-anlayabiliriz-minima-moralia-theodor-w-adorno.html

"...Manzaranın içine öylece yerleştirilmiş gibidir yollar; düzgünlük ve genişlikleri ne kadar etkiliyse, parıltılı izleri de o yabanıl ve zengin bitkisel çevre karşısında o kadar ilgisiz ve hunhar görünür. "

Sakin şehirleriyle Türkiye

Sakin şehirler:
  • Seferihisar İzmir
  • Gökçeada Çanakkale
  • Akyaka Muğla
  • Yenipazar Aydın
  • Taraklı Sakarya
3 Aday:
  • Yalvaç İsparta
  • Vize Kırklareli
  • Perşembe Ordu
Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1075824&CategoryID=79

İmzala, Gökçeada Altın Madeni Olmasın-2012


Organik tarım ve turizm atağına kalkan Gökçeada'nın 2012'de altın madenciliğine açılacağı yolundaki haberler adayı ayağa kaldırmıştı.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1071525&CategoryID=146

Sakin şehirleriyle Türkiye:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1073018&Yazar=AHMET-INSEL&CategoryID=97

Sakin şehirler:
  • Seferihisar İzmir
  • Gökçeada Çanakkale:
  • ...
2013'e ertelenen ihale için geri sayımın tekrar başlamaması dileğiyle,

İstanbul-Belgrad ormanlarından bir görüntü:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065325&CategoryID=146

7 Ekim 2012 Pazar

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu - değ. teklifi -TBMM Çevre Komisyonu

Bu ülkeyi lütfen daha iyi tanıyınız:

Biz sokak hayvanlarımızla dostluk içinde yaşayarız...
Olup olmadık yasaklardan da hoşlanmayız.

Avrupa Birliği'ni (gereksiz yerlerde * sürekli) taklit etmek yerine,
mevcut "geleneksel" değerlerinize sahip çıkınız.
Buna hayvanlarla olan dostluğumuz da haliyle dahildir.

TBMM Çevre Komisyonu'nun gündeminde bulunan 5199 sayılı Hayvanları koruma Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkındaki kanun teklifi gelen tepkilerin ardından geri çekildi.

http://www.marksist.org/haberler/8483-hukumet-tepkiler-sonucu-olum-yasasinda-geri-adim-atti

* Doğayı tahrip eden Altın madenciliği, Termik santraller, 50 yılda temzilenemeyecek ve hasarları oluştuğunda canımızla ödemek zorunda kalacağımız Nükleer santraller, Kalkerli dağlara dahil gereksiz her yere (enerji kaynaklarımız içinde ancak %5'lik paya sahip yığınla) HES'ler gibi en olmadık  enerji yatırımlarından, teslimiyetçilkten ve denetimsizlikten geri kalmazken, Savaşa kalkışmak gibi bu hataların da, artık bir sınırı geldiğini unutmayınız...

Çekül-Tez seminerleri:Eski yapılar

http://www.yapi.com.tr/Etkinlikler/cekulden-eski-yapilar-yeni-islevler-temali-tez-seminerleri_102290.html

Göçedenlerin öyküsü

Atlas

http://www.kesfetmekicinbak.com/yillar-sonra-ilk-goc/2327n.aspx

6 Ekim 2012 Cumartesi

Alternatif Turizm Olanakları - Türkiye

3 ekosistemi barındıran nadir bir coğrafyada bulunuyoruz:
Dolayısıyla kitle turizmi yerine daha akılcı "Alternatif Turizm" olanakları dikkatlice geliştirilip, ulaşım-konaklama-eğlence-gezi-alışveriş vb. turizm kentleri bölgeleri (7x24x364) oluşturulmalıdır. Bunlardaki doğal kaynak potansiyelinin disiplinler arası yaklaşımlarla sürdürülebilir şekilde tasarlanıp yaratılması gerekir.

Koruma ve Turizm uyumu ile yerel kalkınma yaklaşımları:
http://azizcumhurkocalar.blogspot.com/2012/06/turizm-basksndan-kaynaklanan-kentsel.html#!/2012/06/turizm-basksndan-kaynaklanan-kentsel.html
  1. Doğal alanları koruma-kullanma dengesine özen gösterilmeli.
  2. ÇED raporları uzun dönemli sonuçları da denetime dönük bir şekilde işaretlemelidir. 
  3. Kurum ve kuruluşların ötesinde STÖ'leriyle halk hep birlikte, güncel ve gelecekteki kayıplara karşı duyarlılık geliştirip, şikayet mekanizmalarını kullanıp, hatta zamanında çalıştırmalıdır.
  4. Özellikle göçe maruz bırakılan yörelerde oluşabilecek sosyal yıkımlar önceden Sosyal Antropoloji ile inceleme konusu edilmelidir.
  5. Enerji ve yaşam kalitesi öncelikleri için en doğal yaşam döngüsü kurulmalıdır.
  6. Üniversite-Sanayi işbirliği içinde veri paylaşımcı araştırmalarla kaynak çeşitliliği ve zenginleştirilebilirliği sağlanmalıdır.

Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Sitler - Atlas - Güven Eken

Avrupa Birliği'nin yasal kriterlerine göre Natura 2000 alanı statüsüyle korunması gereken doğal coğrafyalar arasındayız, ama 59. hükümetten (Erd.1/3.hük:14.3.2003-...) bu yana; mevcut ve gelecek yasal kopuşlar, yalnız bu alanlar için değil ülkemizdeki 3 ekosistemdeki türleri yok olan ender hayvanlar ve endemik bitkilerle birlikte geleceğimiz için de çok önemli bir tehdit unsuruna dönüşme yolunda ...

http://www.kesfetmekicinbak.com/biyolojik-cesitlilik-ve-dogal-sitler/1787n.aspx#
Güven Eken


Bir Yok Oluşun Hikâyesi Kaz Dağları ve ...


Ülkemizde madencilik yasal düzenlemeleri sonrası, özellikle Altın lobilerinin kabaran iştahının yıkıcı etkisi iyice görülür hale geldi.

Almanya gibi kendi ülkelerinde altın çıkarmayıp ülkemizdeki en güzel doğal sit alanlarını tahribe kalkışan yabancı sermayeye karşı halkta ve çevreci örgütlerde duyarlılık ne kadar yükselse de yıkım sürüyor.

Dağ Medya Gezi Yazarı
Tolga CANDUR yazdı:

Bir Yok Oluşun Hikâyesi Kaz Dağları…


Gökçeada tehlike altında!!!

11 Eylül 2012 Salı

AOÇ, Köy Enstitüleri ve Olası Tezler

Üzücü gelişmelere karşı imzanız:
http://www.mimarlarodasiankara.org/index.php?Did=4681

Tezleştirilmesi beklenen örnek deneyimler:
  1. AOÇ örneğinde son gelişmeler
  2. Köy Enstitüleri deneyimi
  3. ...

Gökçeada:Altın rezervi sorunu (Ör:Kazdağları, Bergama)

Katledilen doğa

Ülkemizde Altın aramanın kısa öyküsü
ve
bedeline yönelik farkındalık arayışları

http://tezler.blogspot.com/2012/09/altn-ve-madencilik-x-gokceada-kazdaglar.html

Halkın kaynaklarını savunacağına, sermayeye hizmet ede gelen basın her yerde iken,
haber alma özgürlüğünden mahrum bırakılan halkın geleceği çoktan kuşatılmış oldu...


10 Mayıs 2012 Perşembe

Yenikapı Marmaray – Metro Kazıları konferans -11.5.2012


11 MAYIS 2012
KONFERANS  
Yenikapı Marmaray – Metro Kazıları 
  
Rahmi ASAL(İstanbul Arkeoloji Müzeleri)  
Saat: 18.00‐20.00  
Yer:    Arkeologlar  Derneği  İstanbul  Şubesi,  
Şehit  Muhtar  Mahallesi,  İmam  Adnan  Sokak, No. 24, K.2,
 34435 Beyoğlu ‐ İstanbul / Türkiye   

Sosyal Antropoloji

Bu içerik "Antropoloji.Net" sitesinden ACK ( ackocalar@gmail.com ) tarafından size gönderildi.

İçeriğe erişim için adres:
http://www.antropoloji.net/index.php?option=com_content&task=view&id=517&Itemid=0

23 Nisan 2012 Pazartesi

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası

Dünya mirasımız Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nı henüz göremeyenlere merak uyandıracak 3-Boyutlu bir iç mekan deneyimi ve diğer eserleriyle Sivas'a kısa bir yolculuk diğer yazımda kaldı ve ben, hemen yola koyulup, eseri yakınen bir inceleme fırsatını yaratıp, ama ne yazık ki, biraz plansız ve zor geçen yol şartları nedeniyle, sadece 1 saatliğine ve üstüne üstlükte hiç fotoğraf alamadan gezebilmiş oldum. Neyse ki görseller var. Foto: Mimari Ayrıntılar

Esere yaklaşırken, uyandırdığı hisler ve düşünceler selinden bir kaç parçayı sizlere aktarmak zorundayım, üstelik hiç haddim olmayarak sorgulamalarımı da:
  1. Ayakta kalan muazzam kubbelerinin yanında çökenlerin, her nasılsa tekrar bazı (?) onarımlarla örtülen çatı misali görüntüler taşıyor olması,
  2. Kapılarında olup olmayacak tahribatlara karşı direnebilmiş bir yapı olarak bu güne kadar gelen yağmacılara söyledikleri, Cennet kapısı Fotoğraf
  3. Restorasyon sonrası, çatısına getirilen bu günkü yükleriyle sanki israrla kaymaya bırakılmış hali,
  4. Kuzey Anadolu ve Güney Batı Anadolu Fay Hatlarının kesişimindeki kritik bölgede depremlere karşın halen ayakta durabiliyor oluşuyla, çok düşündürücü bir yapı.
  5. Ulu Camii mimberiyle döneminin ahşap işlemeciliğinin eşsiz örneklerini bugüne kadar taşıyan haliyle ziyaretçilerini ağırlarken,
  6. İç atmosferiyle huzur kaynağı olabilmeyi de kesintisiz sürdürebiliyor, ama tanık olan her insanın eminim içi eziliyor.
  7. Şifahane bölümü ise, tasarımından felsefesine kadar bambaşka bir görüş açısıyla bugünün ilaç merkezli tıp bilimine utanılacak bir ders veriyor.
  8. Aşağıya kayan anıt eserin Mimar Sinan ve çıraklarıyla yapılan restorasyonundaki taş payandalar esere son derece basit ve uyumlu bir şekilde yıllardır iş görüyorken,
  9. Bu günün teknolojileriyle yapılan çatı restorasyonu ise insanı tamamiyle hayrete düşürüyor, günümüz mimarlığının ve inşaat teknolojilerinin bu oldukça düşündürücü durumu tartışmaya değer...
Peki diğer koruyucu önlemler neler acaba?
Cam fanus fikri tek çareyse ne bekleniliyor?
...
800 yaşındaki bu eseri oluşturan her unsur, uzun uzun araştırılmaya değer bir geçmişe yolculuk vesilesiydi ama koruma sorumluluğu daha büyük bir yük olarak omuzlarımızda şu an...

Ev ödevimiz artık zamana bırakılamayacak kadar çok ağırlaşmış durumda...

Eserler 360 derece seyre açık artık:
http://www.360tr.com/index.php?option=com_content&view=article&id=356%3Adivrigi-ulucamii-yuksek-pan&catid=208%3Atarihi-mekanlar&lang=tr

17 Nisan 2012 Salı

ackocalar size soL Haber Portalı üzerinden bir mesaj yolladı

Orta Doğu'nun 8000 yıllık saklı tarihi

16 Nisan 2012 Pazartesi

Google Earth 4000 Yıllık Sırrı Görüntüledi

Google Earth 4000 Yıllık Sırrı Görüntüledi:

Havadan arkeoloji alanı sayesinde; hava fotoğraflarıyla başlayan sürecin uydulara da taşınmasından sonra, dünya mirasında ve dolayısıyla, turizmde hızlanan kıpırdanmalar oluyor.

Uzaktan Algılama ve görüntü işleme teknolojileri de bu alanlara gittikçe daha çok hız kazandırıyor. Jeodezi ve Fotogrametri Müh. verilerin doğrulanmasını sağlarken, artık bilgisayar yazılım teknolojilerine de aşinalığın artmasıyla Geomatik disiplini doğmuş oluyor. Şehir ve Bölge planlama da, bu gelişmelerin yansımalarını en çok değerlendirmesi gereken diğer bir alan olarak karşımızda duruyor.
(Ortak projeler için : ackocalar@gmail.com)

 
Google'ın uydudan dünyanın tüm detaylarını bizlere sunan uygulaması Google Earth'ın gözünden kaçılmıyor. Google Earth sayesinde 4000 yıllık oluşum ortaya çıktı.
Google'ın dünyanın güzelliklerini ve görmediğimiz her yerini bizlere sunan programı Google Earth, Peru'daki dev bir dinazora benzeyen oluşumu ortaya çıkardı.
4000 yıl önceye dayanan oluşum, Güney Amerika'nın meşhur arkeolojik merkezlerinden biri olan Machu Picchu'yu topraklarında bulunduran Peru için yeni bir turistik alan ortaya çıkmış oldu.
Oluşumu ilk defa tespit eden Missouri Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Robert Benfer, bölgenin yüksek turizm potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Genişliğinin 400 metreyi bulduğu ifade edilen oluşumun 4000 yıllık olduğunun doğrulanması durumunda bu, kıtadaki en eski kalıntılardan biri olacak. Bu da bölgenin kalkınmasını inanılmaz derecede hızlandıracak.

Daha fazlası için ShiftDelete.Net sitesini ziyaret edebilirsiniz.

13 Nisan 2012 Cuma

Tarihi eser 3-B görsellik -Sivas


Görsel deneyime katkılar

Dünya mirasımız Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nı henüz göremeyenlere merak uyandıracak 3-Boyutlu bir iç mekan deneyimi ve diğer eserleriyle Sivas'a kısa bir yolculuk.

Yandaki Şifahane Taç kapısı, Cennet kapısı ise: Fotoğraf

800 yaşındaki bu eseri oluşturan her unsur, uzun uzun araştırılmaya değer bir geçmişe yolculuk vesilesi. (Bakınız: Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası)


Sivas'ın önemli tarihi ve doğal güzellikleriyle dolu kültürel mirasında panoramik gezintiler için;


http://www.360sivas.net/

Eserler 360 derece seyre açık artık:
http://www.360tr.com/index.php?option=com_content&view=article&id=356%3Adivrigi-ulucamii-yuksek-pan&catid=208%3Atarihi-mekanlar&lang=tr


Camii, medrese ve kaplıcaları, tarihi kent meydanı düzenlemeleri, müzeleri, kültür ve tabiat varlıkları ile kent dokusundan diğer eserlere doğru Sivas'a kısa bir görsel tur için, geçmişten bu güne fotoğraflar.

http://www.yeniulke.net/

Kültürel, dini, idari yapılar ve sivil mimari örneği (konak) tescilli eserler ve anılar.

http://www.sivaskorumakurulu.gov.tr/

29 Nisan 2010 Perşembe

Ekolojik hayvancılığı canlandırın!

Yorum

Et fiyatlarını şimdi fırlatan sebepler,
geçen yıllarda hayvancılığı bitirmenin bir sonucu.

Paçası daha yeni tutuşanlarınsa çözümü,
şu ithal et arayışlarında tabi.

Üstelik gelecek hastalıkları hiç göremeden,
bunları da önleyebilmenin maliyetlerini
hiçe sayan bir anlayışın yine aciz kararları olarak gündeme geliyor.

Kimbilir belki tüm sürdürülebilir tarihi akıllı yolları,
nedense hep böyle yok sayan, çok adil piyasa yapıcıları getiriyi bir yana koyup,
tüm taraflara kulak kabartırlarsa, gerçeğe biraz daha ulaşabilirler.

Burada sosyal sorumluluk hem ferdi hem de kurumsal çatılardaki politikalarda buluşup, yaşama geçebilmelidir. Reklam için harcayacağınızı, bu yoldan halka taşıyan politikalarınıza yansıtın yeter. Malum her şeyi devlet destekleyemez. Taraflar arası çıkar dengesi, ideal bir piyasada esas olmalıdır. Bu koşullarda en azından bunu hayal edip, gerçekleştirmek gerekir. Aynı gemideyiz.
Ülkenin kalkınmasına gerçekten yatırım yapınız, bu ülke tarih boyu nice nesilleri beslemiştir.

Aksi halde yine, bu ithal saçmalıkların sonunda da, sağlık sisteminin
gitgide istisnalar haline getirilen desteksizliğiyle,
geçmişi özler duruma geldiğimizde,
o zaman da artık, başka nelerle karşılaşmalara hazır kalabileceğiz bakalım.

Son 50 yılın tüm bu politikaları sanki, çözüm olacakmış gibi halka tekrar tekrar sunulurken,
uyduruk perakendeci (parçacı) zihniyetin projeleri olmaktan hiç öteye geçemediği de apaçık görülüyor. Bu süreçlere razı oluşların sonu, hep yıkım olarak geri dönüyor.

Aslında, köylü halkı gözgöre göre böyle kandırmanın sonucunda,
tüm oy potansiyelleri de sürekli kaybedilip,
geri dönüşü olmayan zaman-yıkım maliyeti eşliğinde,
diğer sosyal kaynaklar da boş yere harcanmış oluyor.

Lütfen bunları, daha da gecikmeden farketmek-düzeltmek üzere,
hayvancılığı, ülkenin birbirine bağlı tüm doğal kaynaklarını gözeterek, yeniden canlandırın.

Bu bereketli toprakların gıdalarını * bekleyen çocuklarınız için...

* Et, süt, yumurta, endemik bitkiler, ... ekolojik dengenin bir parçasıdır.

Meslek odaları tüm bu bilgi alanlarının sorumlu uzman danışmanlığını,
siz politikacı-karar alıcılara, pek hala yıllardır yapmaktadır, yeter ki artık dikkate alın...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Doğa akılsız insandan öç alır!

Bilimsel akla ve tarihin derslerine uyum sınavları

Dere yataklarında yapılaşmanın * niye sakıncalı olduğunu doğa tekrar hatırlattı,
kısaca bir kaç söz:

Sel, heyelan v.b. afetleri, kesintisiz yaşayan ve deprem gerçeğininde hiç unutulmaması gereken bir coğrafyada (akademisyeni, temsili yöneticisi ve halkı olarak) hep birlikte yaşıyoruz.

Merkezi ve Yerel yönetimlerimizin duyarlılığı yaşanan her felakette bu denli ortadayken, bizim yapabileceklerimiz neler peki?

İsterseniz biraz düşünelim, hatırlayalım, tekrarlayalım ve kendi çapımızda paylaşalım:
  1. Afet yönetim pratiklerini izlemek ve çevremize uygulatmak
  2. Tanık olduğumuz ihlalleri izlemek ve bildirmek sonrada, gecikmeden bu hataları düzeltmek
  3. Uzman kadrolarla çalışmak, onlara güvenmek ve başvurmak
  4. Yönetimlerden her zaman bu yönlerde (doğal olarak, çekinmeden) talepte bulunmak...
* Yapılaşma ihlallerinin makro boyutları ve kent planlamanın diğer konuları için, şu site izlenebilir: http://tezler.blogspot.com/

Sağlıklı şehirleşme ile toplumsal alt yapıların oluşturulması ve
hataların tekrarlanmaması dileğiyle,
başımız sağ olsun.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Yeşil alanlar - İstanbul

Haber

Kaynak: http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=9934114

<<
Böyle bir şey ne görülmüştür ne de duyulmuştur

...
SON günlerde kamuoyunu sıkça meşgul eder oldu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan 4300’den fazla plan tadilatı ve bunların sonuçları.

Rüşvet, irtikap, istifalar, rant kavgaları İstanbul’un nasıl bir saldırı altında kaldığının göstergeleri oldu...

TOKİ bulduğu her yeri konuta çevirirken su toplama havzaları da birer birer yok ediliyor Kiptaş Konutları ile...

Kentsel dönüşüm, ’Rantsal Dönüşüm’, 3. köprü güzergáhı derken olan oldu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin almış olduğu bir kararla yeşil alanlar % 5 emsalle inşaata açıldı. Büyükşehir Belediyesi’nin 12.06.2008 tarihli oturumunda alınan kararla "yeşil alanlarda büfe, kafeterya, restoran veya belediye hizmet alanlarının yapılmasının" önü açıldı. Yerel seçimler öncesi yeni rant ve iş alanları. Pes yani...
>>

Koylar ve Marinalar

Arşiv-Haber

Kaynak: http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=7712835

..
<<
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul’un su durumundan söz ederken, Boğaz’da 11 marina yapılacağını açıkladı. Bu marinalar için yapımcı firmalarla temasa geçildiğini de belirtti.1989 yılını hatırlıyorum. Bedrettin Dalan, Bebek koyuna bir marina yapmak için girişimde bulunmuş ve hatta inşaat için gerekli ilk kazıklar da çakılmıştı. Seçim kampanyası sırasında Prof. Nurettin Sözen’in itirazları ile marina inşaatına devam edilmemiş, seçim sonrasında da proje iptal edilmişti.
>>

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Karadeniz Otobanı ile Sel

Yorum

Derelerin kurudu diye kapatılıp yapılaşmaya izin verilecek şekilde bir de deniz bağlantısını koparan Karadeniz boyunca bir otoban geçirilişinin afet maliyetleri boyutunda sonuçlarını izliyoruz ve unutmuyoruz.

Haberler-Radikal


Bunu yapan Karadeniz Sahil Yolu...

Sel baskını Karadeniz Sahil Yolu'nu kapattı


..
Haberlerin devamı basından izlenilebilir.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

GDO -1(Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)

Haber dizisi

Artık bu konuda çıkan haberleri olduğu gibi bağlantılarıyla hatırlatıp, yayınlamaktan yanayız.
Halkımızın, Çiftçimizin ve özellikle Aracıların bilinçlendirilmesi adına bunu görev olarak yapıyoruz.

Ülkemizdeki tarıma dayalı yerli gıda sektörünün can damarı tohum ve gübredir.

Ayrıca tarımdaki tüm kayıp ve yıkımlara karşılık; iklim değişikliği ile oluşan kuraklık, kıtlık vb. sorunlarla mücadelede, daha çok bilinçlenerek gecikmeli bir hazırlanma döneminden geçtiğimizi hiç unutmayalım.

http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=54609

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Doğanın fısıltılarından insanoğlunun tutkularına bir yolculuk

Kentlerimiz betonlaşıp asfaltlaştıkça,,
ağaçları kesmek dışında altrenatif üretemeyen zihniyetlere takılı kalmak yerine doğayla ilişkiye geçmenin yollarını biraz daha keşfedebilseydik keşke;

http://dogaclamalar.blogspot.com/2009/07/muzigin-yesil-ile-bulusma-admlar.html

İ s t A N B u l'un son kalmış ciğerlerini de sökmeye kalkışan
(1., 2., 3.) köprü saplantılı zihniyetlere,
araba sevmekten vazgeçemeyenlere,
onu da sigarayı bırakma gibi bırakmanın güzelliğini tatmaktan korkanlara..

17 Temmuz 2009 Cuma

3. Köprü Yerine Yaşam Platformu

Haber-Eylem

http://www.ivmedergisi.com/3-kopru-yerine-yasam-platformu-eylemi.html

3. Köprü Yerine Yaşam Platformu'nun öncülük ettiği bir eylem, cumartesi günü potansiyel güzergâh Sarıyer'de, saat 17.00'de yapılacak.

Karayollarının Ulaştırma Bakanlığı'ndan ayrılışının 50-60 yıl sonrasında doğanın katliamı ve ve kent insanımızın çilesine hatalı yolda çare aramalara sapmış idarelerin inatlarına yanıt olacak güncel bir eylem vd ?

30 Haziran 2009 Salı

GDO'ya Hayır Platformu

GDO'ya Hayır Platformu Bileşenleri, 28 Mart 2009 Pazar günü Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezi'nde bir basın toplantısı yaptı.


- BASIN TOPLANTISI -

Sağlıklı Bir Toplum, Çiftçiliğin Devamı ve Bağımsız Tarım İçin

TÜRKİYE‘DE GDO‘LU ÜRETİME ve TÜKETİME HAYIR!

28 Haziran 2009

Tüm dünyada ilk kez 1994 yılında ticari olarak piyasaya sürülen GDO‘lu ürünler, 1998 yılından bu yana, hiçbir denetime tabii tutulmadan Türkiye‘ye giriyor.

Özellikle yılda iki milyon ton düzeyinde dışalıma konu olan GDO‘lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünler, 800‘den fazla çeşitle tüketici sofrasına ulaşıyor. Hiçbir etiketleme yapılmadan satışa sunulan bu ürünler, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor.

Tüketicinin bilgilenme hakkını ihlal eden ve halk sağlığını hiçe sayan bu durum, 10 yılı aşkın süredir tüm çarpıklığı ile sürerken, bu kez Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı‘nın Bakanlar Kurulu‘nda olduğu ve TBMM‘ne sevkedilmek üzere imzaya açıldığı bilgisi basına yansıdı. Hükümet sözcüsü, konuyla ilgili konuşmasında, zaten ithalatı serbest olan ve tüketilen bu ürünlerin Türkiye‘de ekimine de serbestlik getirileceğini ifade etti. Anlaşılıyor ki, şimdi sıra, GDO‘lu tohumları Türkiye‘nin temiz topraklarına ekmeye geldi...

Kamuoyundan bir sır gibi saklanan Tasarı Taslağı yasalaştığında, ortaya çıkacak durum şöyle özetlenebilir;

1) GDO‘ların üretimi ve tüketimine izin verilecek,

2) Bu ürünlerin risk değerlendirmesi şirketlerin kontrolünde olacak,

3) GDO‘lu ürünlerden zarar gören çiftçiler ve tüketiciler zararlarını ispat etmek zorunda bırakılacak, bu ürünlerin zararlı olmadığının ispatı şirketlerin üzerinde olmayacak,

4) Bu ürünleri ülkemize sokan veya üreten şirketlerin cezai sorumlulukları oldukça düşük olacak,

5) Zarara uğradığını iddia eden çiftçiler zamanaşımı tehdidi ile karşı karşıya kalacak,

6) Risk denetimine tabi bu ürünlerle ilgili bilgiler kamuoyuna açıklanmayacak, şirket sırrı olarak korunacak,

7) Tüketicilerin sağlıklı gıda tüketme hakları, küçük çocuklarla sınırlandırılacak, sadece küçük çocuk ürünlerinde GDO kullanılmayacak,

8) Ülkenin tüm genetik varlıkları şirketlerin kontrolü altına bırakılacak,

9) Çiftçiler, tohumluk ayırma haklarını yitirecek; tozlaşma vb. yollarla ürünlerine GDO bulaşmışsa şirketlere tazminat ödemek zorunda kalabilecekler,

10)Bu ürünlerin denetimi konusunda çiftçi, tüketici, ekoloji örgütlerinin; bağımsız bilimsel kurumların, meslek odalarının herhangi bir söz ve karar yetkisi olmayacak...

Yukarıda özetlenen tablo, öncelikle ülkemiz tarımını doğrudan üç - beş şirkete bağımlı hale getirecektir. GDO‘lu tohum ve pestisitleri (zirai mücadele ilacı) üreten şirketler arasında yapılan evlilikler, bu sürecin tohum ve ilaç için üreticinin her geçen yıl bu şirketlere daha çok ödeme yapmak zorunda kalacağını göstermektedir. Çünkü terminatör teknolojisi ile üreme yeteneği alınmış tohumlar, üreticinin tohum ayırma hakkını da elinden almaktadır. Böylece tüm dünyada konvansiyonel ürünlere göre daha verimli olmadığı ve daha çok pestisit tükettiği kanıtlanmış olan GDO‘lu tohumlar, temiz topraklarımızı ve üreticimizi, çokuluslu şirketlerin kar aracı haline getirecektir.

Sorunun bir diğer önemli boyutu, biyoçeşitliliğimizin ve çevresel değerlerimizin tahribidir. GDO‘lu ürünlerden olacak gen kaçışları, hem kültür bitkilerini hem de bunların yabani akrabalarını kontamine edecek; bu tabloya eklenebilecek yatay gen kaçışları ile doğada geri dönüşümü olanaksız bir süreç başlamış olacaktır.

Tüketici ve halk sağlığı açısından da tablo vahimdir. GDO‘lu ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralarımıza ulaşması, halkımızı daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacaktır.

Oysa Avrupa Birliği, şirketlerin EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) üzerindeki artık gizlenemeyen etkilerin varlığına rağmen, topraklarının % 1‘inden az olan bölümünde, yalnızca bir GDO‘lu mısır türünün ekimine izin vermiş olup; Avusturya, Macaristan, Yunanistan, Almanya ve Fransa‘nın peşpeşe gelen yasaklama kararlarıyla GDO‘lu ekim alanları 165 bin hektardan 105 bin hektara daralmıştır. Üstelik bu üretimin % 80‘i yalnızca bir ülkede, İspanya‘da gerçekleştirilmektedir. Önümüzdeki dönemde, halk ve çevre sağlığı ile kamu yararı odaklı bu yasaklamaları n artarak süreceği öngörülmektedir.

Bunun yanında Avrupa Birliği‘nde, içeriğinde % 0.9‘dan fazla GDO‘lu hammadde bulunan ürünlerin ancak etiketlenerek satışına izin verilmekte iken, halk sağlığı yanında, Türkiye‘nin kendine özgü kültür ve inanç yapısına saygı gösterilme gereği duyulmadan, GDO‘lu gıdaların serbestçe satışı gerçekleştirilmektedir.

Şimdi soruyoruz; bu Tasarı Taslağı kime hizmet etmektedir? Halkın GDO‘lu ürünlere hiçbir talebi yokken, halkın örgütlerinden gizlenerek, hangi amaç ve nedenlerle bu düzenleme gündeme getirilmektedir? ..

Sonuç olarak, ülkenin onurlu ve namuslu çiftçileri, tüketicileri, ekoloji örgütleri, ziraat, çevre, gıda mühendisleri, birlikleri, kooperatifleri, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerinin bu barbarlık yasasına karşı direnmeleri en temel haklarıdır. Ülkemizi açlık ile terbiye etmeye girişenlere karşı, bu yasansın meclis gündemine gelmeden geri çekilmesini talep ediyoruz.

Bu ülkenin genetik varlıklarını, biyolojik çeşitliliğini, tohumlarını korumak, toplumsal barışın, adaletin olmazsa olmaz ön koşullarıdır. Bu doğrultuda, hemen hiç vakit kaybetmeden, toplum olarak vekil ettiklerimize bir kez daha sesleniyoruz, şirketlerin geleceğini değil, doğa ve toplum için biyolojik geleceğimizi koruyun. Bir an önce biyogüvenlik altyapısını oluşturun, bu konuda bütçeden bir pay ayırarak ülkemizde genetik kirlenmenin önünü alın. Çiftçilerin daha nitelikli ve sağlıklı üretim yapmasına yönelik örgütlenmeleri geliştirin. Tüketici ve ekoloji örgütleriyle, doğru ve açık bir bilgi paylaşım sürecini başlatın. Toplumun onayını almadan, apar topar hazırladığınız bu yasaya, bu ülkenin gerçek sahipleri olan bizler direneceğiz. Yok oluşumuzu seyretmektense, kendi kaderimizi belirlemeyi tercih edeceğiz.

GDO‘YA HAYIR PLATFORMU BİLEŞENLERİ

-TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

-TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

-TMMOB Peyzaj Mimarları Odası

-TMMOB Mimarlar Odası

-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Şubesi

-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi

-Türk Tabibler Birliği

-Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)

-Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF)

-Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)

-Tüketici Hakları Derneği

-Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği

-Çiftçi-SEN

-Ekoloji Kollektifi

-DOĞADER

-EKODER

-KESK Tarım Orkam-Sen -

- Nilüfer Yerel Gündem 21

-Gemlik Yaşam Atölyesi Derneği

-İçanadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP)

-Marmara Çevre Platformu (MARÇEP)

-Ege Çevre Platformu (EGEÇEP)

-Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi

-Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmeleri

-İmece Evi İmece Ekoköyü Dogal Yasam ve Ekolojik Çözümler Derneği

-Imece Ekoköyü Kooperatif Girişimi -

-Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği

-Muratpaşa Dostları Derneği

- Konyaaltı Dostları Derneği

-Kibele Ekolojik Yaşam Kooperatifi

- PDA Pembe Domates Ağı

-Akçaeniş Köyü Çevre Kültür Kalkınma ve Dayanışma Derneği

-Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği

-Bornova Sivil Toplum Platformu (BORPLAT)

-Greenpeace Türkiye

-Sinop Çevre Dostları Derneği

-Doğu Akdeniz Çevre Bileşenleri

-Yeni İnsan Yayınevi

-Buğday Derneği

-Slowfood Yağmur Böreği Birliği

-Slowfood Fikir sahibi Damaklar Birliği -Slow Food Gençlik Gida Hareketi

-Slow Food Ankara Birliği -Slow Food Kars Birligi

-Boğatepe Çevre Yaşam Derneği

-Aromaterapi Derneği (AROMADER)

Popüler Yayınlar

ŞEHİR ve BÖLGE PLANLAMA İMAR PLANI KORUMA YENİLEME MSGSÜ YTÜ İTÜ Y.MÜH. CUMHUR KOCALAR İST

Şeh.Dr.AZİZ CUMHUR KOCALAR: MÜLKİYET-İMAR HAKLARI AKTARIMI, Transfer of Property-Development Rights

YENİLENEBİLİR ALTERNATİF GÜNEŞ, RÜZGAR, BİYOKÜTLE ENERJİ Renewable Energy Cumhur Kocalar TR

İSTANBUL TARİHİ KÜLTÜREL VE DOĞAL VARLIKLAR, SOSYOLOJİ BOĞAZİÇİ SİTLER Cumhur KOCAL AR

Ar-Ge R-D Research Development İstanbul Araştırma Geliştirme Danışma Forumu

Telif Hakları

cumhurkocalar@gmail.com İstanbul, Türkiye

Tüm sitelerde telif hakları saklıdır.

Bu veb sitesinde yayımlanan yazılar bu sitedeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazıların basılı ortamda kullanımı için yazar izni gereklidir.